MESNEVİ NOTLARI
 

www.recepsen.com


 

Anasayfa

Şiirlerim

Yazılarım

 Eğitim

 Kütüphane

Tarih

Edebiyat

 Eğlence

Çocuklarımız

Misafir kalemler

 Karadeniz'in İncisi:Bafra

Hayat Hikâyeleri

 Gazeteler Ve Haberler

 Fotoğraflar

 Görüşlerinizi Yazın

Site Duyuruları

 İletişim

web tracker

 

 

MESNEVİ NOTLARI 

(RECEPŞEN)


Sevgili dostlarım, bu hafta Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî 'den bahsetmek istiyorum sizlere. Hayatını "hamdım, piştim, yandım" diye özetleyen gönül adamı Mevlana’dan… Onu tam anlamıyla anlatabilmek bizim kârımız değildir, buna gücümüz de yetmez. Çünkü “Aşk nedir?” diye kendisine sorulduğunda, o şu cevabı vermiş: “Aşk söze, kaleme, kâğıda gelmez gafil adam, ben olda bil!” En doğrusu onu kendi sözleriyle tanımaya çalışmak.
           "Yabancı değil, sizin köyün halkından,/Bir dostum, semtinizde bir yer arayan!/Düşman da görünse çehrem, olamam düşman,/Acemce söylesem de Türküm aslen." diyen Mevlana kültürümüzün temel taşlarından birisidir. Bizim dünyaya açılan sevgi ve hoşgörü penceremizdir.
           ”Kalbinin sesine kulak ver ki, içinde güller açtığını, yeşillikler büyüdüğünü göresin” diyerek bize öfkemizi değil, kalbimizin sesini dinlemeyi öğütlemiştir. 
            Onun ölümsüz eseri olan Mesnevi’nin tamamını bitiremesem de,  zaman zaman değişik bölümlerini okumaya çalışıyorum. Mesnevi’ den okurken almış olduğum notları sizlerle paylaşmak istedim bu haftaki yazımda. Şimdi sözü aşk adamı Mevlana’ya bırakalım ve birlikte onu dinleyelim:
            "Aşk geldi. Damarımda, derimde kan kesildi; beni kendimden aldı, sevgiliyle doldurdu. Bedenimin bütün cüzlerini sevgili kapladı. Benden kalan yalnız bir ad, ondan ötesi hep O.. Bizim peygamberimizin yolu âşk yoludur. Biz âşk çocuklarıyız; âşk bizim anamızdır,"
           “Aslolan sevmektir. İnsan kendisinde bu hissi duyunca, onu arttırmak için çalışmalıdır. Vücutlarımız bir kovan gibidir; bu kovanın balı ve mumu da Allah aşkıdır.”
            "Allah için ateşe atılmak vardır. Lakin ateşe atılmadan önce kendinde İbrahimlik olup olmadığını araştır. Çünkü ateş İbrahimleri tanır ve yakmaz."
           “Suretten geçerseniz, her şeyde sevgiliyi görürsünüz. Mecnun, bir köpeğe iltifat ediyordu. Halk onu kınadı. Mecnun: ‘Siz anlayamazsınız bu, Leyla 'nın semtinin köpeğidir, onda ben sevgilimi gördüm ' dedi.”
          “Yüzü kara olanlar, hakikâti görmeyenlerdir. Sen Bilali Habeşi 'nin kara yüzüne hayran ol. Kişinin adı Ebu Cehil 'se yüzü beyaz olsa neye yarar ki?”
          “Beri gel, beri ! Daha da beri ! Bu yol vuruculuk nereye dek böyle? Bu hır gür, bu savaş nereye dek? Sen bensin işte, ben senim işte. Ne diye bu direnme böyle, ne diye? Ne diye aydınlıktan kaçar aydınlık, ne diye?  Topumuz bir tek olgun kişiyiz, bir tek. Ne diye böyle şaşı olmuşuz, ne diye? Topumuz bir tek inciyiz, bir tek.  Başımız da tek, aklımız da tek. Ne diye iki görür olup kalmışız iki büklüm gökkubbenin altında, ne diye?”
          “ Kardeşlerinin gönlünde sana kin varsa kuyuda kalman daha iyidir. Allah, kardeşlerinin kininden korumak için Yusuf 'u kuyuya attırdı. Etrafında çekemeyenler, sevmeyenler çoksa kendi kabına çekilmek daha iyidir.”
           “Senden bu kendini beğenme defoluncaya kadar gönlünden de çok kan akar, gözünden de! İblis'in illeti "Ben, Adem'den hayırlıyım" demesiydi. Bu hastalık, her mahlukta vardır. Bu hastalığa müptela olan, kendisini hor görse bile sen onu, altında pislik olan saf su bil!”
         “Gökten yeryüzüne ne yağarsa yer ne kaçabilir, ne de çare bulabilir. 'Sizi topraktan yarattık 'ayetini unutur da Hak 'tan gelene öfkelenirsin. Topraksın, arştan gelenden kaçamazsın. Toprak gibi razı ve mütevazı ol.”
"Alemin bal şerbetinden bana ne! İşte önümde benim ayran tasım. Ne malım mülküm var, ne azığım. Ben gene de senin azığın olsun, başını sokacak bir yerin, bir dikili ağacın olsun diye çalışırım. Ama hürriyeti kulluğa taş çatlasa satmam."
         "Akıllı o kişidir ki çekilen beladan, dostların ölümünden ibret alır. Eğer ululanmayı bırakmaz, ibret almazsa, onun azgınlığından başkaları ibret alır.”
         “Şeker gibi söz söylemek istersen helva yemeyi bırak, sabret. Feraset sahiplerinin hırsı sabra, çocukların hırsı helvayadır. Sabreden arşa çıkar, helva yiyen yerde kalır.”
         “Doğruluk, Musa'nın asası gibidir. Eğrilik ise sihirbazların sihrine benzer. Doğruluk ortaya çıkınca, bütün eğrilikleri yutar.”
          “Sevgiden, tortulu bulanık sular arı duru bir hale gelir. Sevgiden, dertler şifa bulur. Sevgiden, ölüler dirilir. Sevgiden, padişahlar kul olur. Bu sevgi de bilgi neticesidir.”
         “Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol, şefkat ve merhamette güneş gibi ol, başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol, hiddet ve asabiyette ölü gibi ol, tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol, hoşgörüde deniz gibi ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol”
         “Dünya zindan, biz bu zindanda yatan mahkumlarız; zindanı del kurtul. Ten bir gemi, dünya denizdir. Dünyayı tenine koyarsan, gemi batar. Ayaklarının altına al ki yüzüp gidesin.”
         "Eşekten şeker esirgenmez ama eşek yaratılışı bakımından otu beğenir. Eşeğe, katır boncuğuyla inci birdir. Zaten o eşek, inciyle denizin varlığından da şüphe eder. "
         “Aşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları olmasaydı, dünyada su da olmazdı, ateş de.”
         “İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun diye bu âlem yok değildir. Görememek ayıbı, göstermemek kusuru, uğursuz nefsin parmağına ait işte!”
         "Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız! Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir"
         Hoşçakalın dostlar! Allah bizi sevgisiz bırakmasın!

(Bafra Gazetesi ve bafrahaber.com'da yayınlanmıştır.)

DİĞER YAZILAR

------------<<<< o >>>-------------

Copyright © ŞUBAT 2008 DÜZENLEME: RECEP ŞEN