ARTIK YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM
 

www.recepsen.com


 

Anasayfa

Şiirlerim

Yazılarım

 Eğitim

 Kütüphane

Tarih

Edebiyat

 Eğlence

Çocuklarımız

Misafir kalemler

 Karadeniz'in İncisi:Bafra

Hayat Hikâyeleri

 Gazeteler Ve Haberler

 Fotoğraflar

 Görüşlerinizi Yazın

Site Duyuruları

 İletişim

web tracker

 

 

ARTIK YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM

(RECEPŞEN)


Evinde, iş yerinde çayını yudumlayarak şu anda bu satırları okuyan tüm gönül dostlarına merhaba!
Uzun zamandan beri, doğup büyüdüğüm bu şehre bir vefa borcu olarak yazma arzusundaydım. Bu arzunun gerçekleşmesi demek ki bu günlere nasipmiş. Nasipsiz bir şey olmuyor dostlar! Şükür Allah’a ki, sizlerle bu ortamı paylaşmayı nasip etti bana. Vesile olan Ali ihsan kardeşime de buradan şükranlarımı arz ediyorum.


Değişik vesilelerle, farklı yerlerde düşüncelerimizi ortaya koyan yazılar yazıyorduk zaten. Günlük mahalli bir gazetede, taptaze haberlerin arasında yazmanın tadını bilenler bilir. Ben bu tadı üniversite yıllarımda işin mutfağında bulunarak tatmıştım. Okuduğumuz şehirde bir matbaacı ağabeyimizin çıkardığı Yeni Emel adında bir mahalli gazete vardı. Orada zaman zaman haber ve makale yazmıştık. Hâlâ öğrencilik yıllarımın tatlı bir hatırası olarak o yazılarımı saklarım.


Şayet kabul ederseniz haftada bir gün yazılarımızla gönül hanelerinize misafir olacağız. Sizin de bu noktada katkı ve paylaşımlarınıza açığız. Aynı zamanda ‘bafrahaber.com’da da yazılarımız yayınlanacak. Şayet sürçü lisan edersek şimdiden affola.

Ameller niyetlere göre değer kazanır. Bizim niyetimiz bu şehrin güzel insanlarıyla güzellikleri paylaşmak, bu paylaşmanın hazzını birlikte yaşamak. Hayata dair güzellikleri gazetemiz vasıtasıyla sevgisizlikten bunalmış dünyaya yansıtmak. Gayret ve niyetimiz bu. Her şeye rağmen sevgi fidanlarının dibine bir damla su dökebilmek, onlara can suyunu ulaştırabilmek…


Bizim güzellik anlayışımızın içerisinde koskoca bir medeniyet var. Bu medeniyet bizim hayat kaynağımız. Biz onunla var olduk, onunla var olmaya devam edeceğiz. Ekmeğimiz, aşımız, suyumuz, nefes aldığımız oksijenimiz adeta bu medeniyet. Biz bu medeniyetle büyüdük ve bu medeniyete de vefa borcumuz var. Hareket noktamız ve referans kaynağımız burası.


Her şeyin ucuzladığı, bayağılaştığı günümüz modern hayatının basitliğine düşmeyeceğiz yazılarımızda. Bu nedenle günlük kısır çekişmelerden, politik mülâhazalardan, magazinvâri mevzulardan uzak kalacağız mümkün oldukça. Zaten yıllarca bunları dinledik, bunları okuduk.  Artık yeni şeyler söylemek, her gün yenilenmek lazım. Şırıl şırıl akan suyla, boz bulanık göl bir olur mu dostlar?

Sözün yapıcı gücüne inananlardanız hepimiz. Diğer varlıklaranazaran bize verilmiş en büyük nimettir söz. Sözden kastımız lakırdı, laf-u güzaf, malayani (boş söz) değildir tabi ki. Biliriz ki, gönlün, hakkın, hakikatin tercümanı olandır makbul söz…

Kavga edenler, savaşanlar, vuranlar, kıranlar, bombalayanlar sözün gücüne inanmayan veya sözün gücünü yıkmak isteyenlerdir. Kim ne derse desin dostlar, derin ve mana dolu sözün etkisi her zaman yüksek sesin etkisinden daha fazladır. Bu yüzden halk ozanları yüzyıllar boyunca milletin gönlünde yaşarlar. Söz ve edebiyat üstatları bunun için gönlümüzdedir. Bizim medeniyetimiz aslında bu manada kelam-ı kibar medeniyetidir.


Yunus’un dediği gibi “Sözü bilen kişinin, yüzünü ağ ede bir söz/Sözü pişirip diyenin işini sağ ede bir söz/Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı. /Söz ola ağulu aşı, yağ ile bal ede bir söz” Sözün doğrusunu, güzelini söylemeliyiz ki kargaşaya meydan vermeyelim. İnşallah ağzından bal damlayanlardan oluruz.


Mevlana şunları der söz bahsinde bizlere: ”Söz bahanedir. Bir insanı diğer insana doğru çeken şey, söz değil, belki ikisinde mevcut olan ruhi birlikten bir parçadır.”

"Yol düzgün ama altında tuzaklar var. Yazının tarzı hoş ama içinde manâ kıt... Sözler, yazılar; tuzaklara benzer. Tatlı sözler bizim ömrümüzün kumudur. İçinde su kaynayan kum pek az bulunur; yürü, onu ara!"

Bazen biz bu hallere düşecek adam mıydık diye soruyoruz kendimize. Hepimiz zaman zaman yakınıyoruz. Dertliyiz olan bitenlerden dolayı. Vurdumduymazlık, menfaatperestlik, şekilcilik, bencillik, ahlâki çözülme, saygısızlık, sevgisizlik, haksızlık, yolsuzluk, cinayet, gasp, kapkaç, şiddet, taciz, ayak oyunları, dalavere vesaire aldı başını gidiyor.

Artık cehenneme dönen şu dünyada gönüllere su serpecek güzel sözlere hasret kaldık dostlar. Gelin birbirimize güzel bir sözle, sıcak bir tebessümle merhaba diyelim. Birbirimizden bunu esirgemeyelim. Şu üç günlük fani dünyamızı neşe, huzur ve gönül rahatlığıyla yaşayalım. Çocuklarımıza güzel ve yaşanabilir bir dünya bırakalım.

Güzel günlerde ve güzel sözlerde buluşmak dileğiyle…

(Bafra Gazetesi Ve bafrahaber.com'da yayınlanmıştır.)

DİĞER YAZILAR

------------<<<< o >>>-------------

Copyright © ŞUBAT 2008 DÜZENLEME: RECEP ŞEN