SINIF YÖNETİMİNDE PROBLEMLİ ÖĞRENCİLER VE EĞİTİMLERİ
(Recep ŞEN)


Eğitim öğretim çalışmalarında zaman zaman bizi fazlaca bunaltan öğrencilerimiz oluyor.Bu öğrenciler yüzünden bazen sınıfı yönetmekte güçlük çekiyoruz. Bu yazımızda sınıf yönetiminde bize güçlük çıkartan beş farklı tip öğrenci ve bunlarla baş etme yolları üzerinde duracağız. Bize sınıf yönetiminde problem çıkaran bu beş tip öğrenciyi şöyle sıralayabiliriz: Çok konuşanlar, sırnaşıklar, isyancılar, tartışmacılar, asık suratlılar. Bu öğrencilerin eğitimiyle uğraşmak, onları sınıf ortamı içerisinde diğer arkadaşlarıyla uyumlu hale getirmek gerçekten zordur. Ancak başarılamayacak bir iş de değildir. Bu öğrencilere karşı olumlu davranış metodunu tercih ettiğimizde işimiz oldukça kolaylaşacaktır.

İsterseniz önce olur olmaz yere konuşan tipleri ele alalım. Bu öğrenciler,  derste bizi çok bunaltır öyle değil mi? Mesela; biz ders anlatırız onlar, yanındaki, arkasındaki arkadaşıyla sürekli konuşurlar. Belki defalarca uyarırız ders boyunca ama nafile. Fırsatını buldukça konuşmaya yeltenirler. Kendileri dersle ilgilenmediği gibi arkadaşlarını da dersten alıkoyar bu öğrenciler. Doğrusunu söylemek gerekirse bizi bıktırırlar. Peki ne yapacağız bu öğrencilerimize? Biz, öğrenciden hangi davranışı yapmasını istiyorsak o davranışa yönelmemiz daha doğru olur. İstemediğimiz, şikâyetçi olduğumuz davranış üzerine kesinlikle vurgu yapmamalıyız. Bu durumda “Konuşma!” diye bağırıp çağırmanın bir anlamı olmaz. Onun yerine çocuklarla birlikte önceden koyduğumuz sınıf kurallarımızı onlara hatırlatabiliriz. “Çocuklar haydi birlikte hazırlayıp uymaya söz verdiğimiz, altına birlikte imza attığımız sınıf kurallarımızı hatırlayalım.” Net ve anlaşılır ifadelerle, çok fazla nasihate girmeden konuşmakta fayda var. Çünkü böyle durumlarda insanlar nasihat dinlemekten pek hoşlanmazlar. Konuşmalarımız esnasında “lütfen” ve “çok teşekkür ederim” gibi nezaket ifade eden kelimeleri özellikle kullanmaya özen gösterelim. Karşımızdakiyle konuşurken ses tonumuz, jest ve mimiklerimizin de çok önemli olduğunu hatırdan çıkarmamalıyız. Çocuklara parmağımızı uzatarak, onları küçümseyerek, alay ederek, bağırarak konuşmak, onlara öfkeyle bakmak söylediklerimizin hepsini anlamsız ve boş hale getirir. Biz ne kadar doğru şeyler söylersek söyleyelim üslubumuza dikkat etmezsek kendimizi boşa yormuş olur ve hiçbir olumlu netice elde edemeyiz. Anlattığımız ders konusunun onlar için öneminden bahsetmek de bazen yararlı olabilir.

Sırnaşık tiplere yani yapışıp bırakmayan gruba gelince, bunlar bizim yakamızı bırakmazlar.Sürekli bizi çağırır, bizden yardım talep ederler. Devamlı kendisiyle ilgilenmemizi, onun başında olmamızı ister. Hatta bizim ders anlatmamıza ve arkadaşlarının da öğrenmesine engel olur bu öğrencilerimiz. Böyle bir durumda yapılacak ilk iş, bilinçli olarak bu tür öğrencileri dinlememek. Eğer böyle yaparsak, bu öğrencilerimiz belli bir zaman sonra şunun farkına varacaklar, demek ki öğretmen parmak kaldırıp sırasını bekleyenleri dinliyor. Bu bilinçli dinlememe eylemi onları pes ettirecek ve alışkanlıklarından kısa sürede vazgeçirecektir. El işaretleriyle yönlendirmeler de yapabiliriz. Mesela, öğrencinin beklemesi gerektiğini belirtmek için elimizi dur anlamında kaldırıp ya da çocuğa parmak kaldırması gerektiğini hatırlatmak için bir parmağımızı konuşmaması gerektiği anlamında ağzımıza koyup diğer parmağımızı havaya kaldırabiliriz. Sürekli bizden yardım bekleyen öğrencilerimize farklı bir seçenek olarak arkadaşıyla sessiz bir şekilde yardımlaşabileceğini, son çare olarak öğretmene danışmasının doğru olacağını söyleyebiliriz. Böylece yardımlaşma ve paylaşma duygusunu da geliştirmiş oluruz. Bu yöntemin faydasını gördüm, tavsiye ederim.

Gelelim isyancı tiplere, sınıfta bir çalışma yaparken bu öğrenciler surat beş karış, ısrarla başka taraflara bakarlar. Dersler onlara sıkıcı gelir, yapmak istemezler. Hatta öğretmenle tartışmaya girmeyi bile göze alırlar. Mesela, derste yapması gerekli olan çalışmaları yapmaz. Siz aslında o öğrencinin çalışmaları çok iyi yapabileceğini bilirsiniz. Sizi deli eder bu tavrı değil mi? Onun gayesi de budur zaten. Bu tavrıyla sizi protesto eder, size isyan eder. Sınıftaki çalışmalara katılmayan bu öğrencilere: "Şimdi dersini yapmazsan boş zamanında veya oyun zamanında yapman gerekecek!" diyerek mantıklı bir izahla işi düzeltebilirsiniz. Çünkü ders dışındaki boş zaman veya oyun zamanı onun için çok önemlidir, heba etmek istemez. Böyle durumlarda gerekli hatırlatma yapıldıktan sonra onlara çalışmaya dönmesi için bir mühlet vermek de işe yarayabilir. Tabi mühlet verdikten sonra siz işinize bakın ve göz ucuyla da onu takip edin. Baktınız ki, öğrenci gönülsüz de olsa çalışmaya döndü; aranızdaki ilişkiyi tekrar düzeltmeye bakın. Mesela ona dokunarak, saçlarını okşayarak “Aferin seni böyle çalışırken görmek ne güzel, ne kadar mutlu oldum. Çok teşekkür ederim.” diyerek onu motive edebilirsiniz. Ona bu şekilde kendisini beğendiğini ifade etmeniz öğrencinin size karşı bakış açısını değiştirir.

Her sınıfta tartışmacı tipler mutlaka vardır. Bunlar size kafa tutar, karşılık verir. Kendilerine göre bir sürü nedenleri vardır bunların. Hiç kendilerinde kabahat bulmazlar. Bu öğrencilerle güç savaşına girmemek, tartışmamak en doğrusudur. Çünkü bu, bize istediğimiz sonucu vermez. Onların eğitiminde kendimize güven duymalı, nazik olmalı ve öğrenciyi asıl konuya çekme gayreti içinde olmalıyız. Ders bitiminde birebir karşılıklı konuşma yapabiliriz bu öğrencilerle. Ama sorgulamak amacıyla bir konuşma olmasın bu. Tabii burada sizin göstereceğiniz güven, kararlılık ve samimiyet çok önemli.

Son olarak da asık suratlılar diye adlandırabileceğimiz grubu ele alalım. Davranış problemleri vardır bu gruptaki öğrencilerin. Mesela, sınıfta devamlı gezinmek gibi. Yaptıkları hataları bir türlü kabul etmeye yanaşmazlar. Sürekli bir bahaneleri vardır. Konuşurken ses tonları ve bakışları kabadır. Dışarıdan görünüşünün karşısındakiler tarafından saygısızlık olarak kabul edilebileceğini anlayamaz. Sebebi sorulduğunda saygısızlık yapmak istemediğini, böyle bir niyetinin olmadığını söyler. Gelişi güzel de olsa bazen dil ucuyla özür dileyebilirler. Bu öğrencilerle ilgili sorunu çözmek için okul çıkışı kısa bir görüşme ayarlayabiliriz. Bu görüşmede, davranışlarının sınıf kurallarına uygun olmadığını kısa ve net ifadelerle anlatabiliriz. Özellikle bu tür konuşmalar, problem ilk ortaya çıktığı zamanlarda yapılırsa faydalı olur. Daha işin başında öğrencinin davranışlarının öğretmen tarafından takip edilmesi birçok hatayı düzeltecek, öğrencinin kendisine çeki düzen vermesine sebep olacaktır. Bütün bunları yaparken, öğrencilerimizle aramızdaki köprüleri atmamalıyız. Unutmayalım ki, öğrencilerimizle aramızdaki duygusal bağ kaybolursa söylediklerimizin hiçbir tesiri olmaz. Onlarla konuşurken ses tonuna, beden diline ve dostça konuşmaya dikkat edelim. Sakın ha sakın, nutuk atmaya kalkışmayalım. Olumlu mesajlar vermeye çalışalım.

(Recep ŞEN - 30 Haziran 2011)


 - bu yazıya yorum yazmak istermisiniz?-

DİĞER YAZILARIM