www.recepsen.com


 

Anasayfa

Şiirlerim

Yazılarım

 Eğitim

 Kütüphane

Tarih

Edebiyat

 Eğlence

Çocuklarımız

Misafir kalemler

 Karadeniz'in İncisi:Bafra

Hayat Hikâyeleri

 Gazeteler Ve Haberler

 Fotoğraflar

 Görüşlerinizi Yazın

Site Duyuruları

 İletişim

 

 

ŞEFKAT KAHRAMANI ANNELER


Çocuğunu birkaç dakika önce dünyaya getirmiş olan mutlu anne, hemşireye, “Yavrumu görebilir miyim?” dedi. Bebek annesinin kolları arasına konulduğu zaman anne, çocuğunun yüzünü görebilmek için üstüne örtülmüş olan tülbendi merakla kaldırdı. Bu sırada doktor hemen arkasına döndü ve dışarı bakmaya başladı.Çünkü çocuk kulaksız olarak doğmuştu.
Zamanla çocuğun duyma melekesine sahip olduğu anlaşıldı.Yalnız, yüzünün görüntüsü hiç de iyi değildi. Bir gün , çocuk okuldan hüngür hüngür ağlayarak eve döndü ve kendisini annesinin kolları arasına attı. Küçük çocuk gözyaşları içerisinde annesine şöyle diyordu:”benden büyük bir çocuk bana kulaksız dedi.”
Artık büyümüştü.kulakları olmadığı hlade güzel olduğu belliydi.Arkadaşları arasında da kendini sevdirmişti.Kulakları olmadığı için sınıf başkanlığına seçilememiş, fakat birer şiir, müzi, edebiyat ödülü kazanmıştı. Annesi ona, arkadaşlarına yakınlık göstermesini önerdiği zaman, içinden derin bir üzüntü duyuyordu.
Gencin babası bir gün aile doktoru ile bu meseleyi görüştü. Acaba bir çare bulunamaz mıydı? Doktor, kulak sağlanabilirse ameliyatla ona kulak takılabileceğini söylüyordu. Ama bütün mesele kulağını feda edebilecek kişiyi bulmaktaydı.bu kadar büyük fedakarlığı kim göze alabilirdi ki?
Aradan iki yıl geçti.Bir gün baba, kulaklarını verecek birini bulduğunu belirterek, artık ameliyat zamanının geldiğini söyledi.Fakat bunun kim olduğunu söyleyemeyeceğini de vurguladı.
Ameliyat başarıyla sona ermiş ve yepyeni bir görünüm ortaya çıkmıştı.delikanlı zamanla okulda kendini gösterme imkanını buldu ve büyük başarılar sağladı. Eğitimini bitirdikten sonra evlenerek güzel bir iş sahibi oldu.
Aradan yıllar geçti. Sonunda gencin kendisi için büyük fedakarlıkta bulunan insanı öğrenme günü gelip çatmıştı.İşin enteresan yanı, bu aynı zamanda delikanlının hayatının en üzüntülü günlerinden biriydi.Çünkü o gün delikanlı annesinin cenazesinin başında bulunuyordu.
Oğlu yavaşça cansız yatan annenin yanına yaklaşarak zavallı kadının saçlarını kaldırdı.Annesinin kulaklarının olmadığını hayretler içinde gören genç gözyaşlarının tutamadı ve kendini toparladıktan sonra şunları mırıldandı:
“Oysa annem bana hep, uzun saçlı olmaktan çok hoşnutum” derdi
(Enfes Öyküler-Turgay YALANIZ.Adinka yay.)

Hikâyeler anasayfaya dön

 

------------<<<< o >>>-------------

 

HER HAKKI SAKLIDIR I ŞUBAT 2008 I DÜZENLEME:RECEP ŞEN I E-POSTAMIZ: recepsen@recepsen.com