Sevgili Dostlar ;
21. yüzyılın çocuklarını yetiştirme gayreti içerisindeki eğitimciler , veliler ve toplum olarak bizler çok fazla müdahil olamadığımız bir çağın içerisinde
her ne kadar planlı olmaya çalışsak ta adeta sürüklenip durmaktayız. Zira bilim ve teknolojinin akıl almaz hızla gelişimi bizleri de farklı etkilerin içerisinde bazen çaresiz bırakıyor. Çocuklarımıza ne tam olarak örnek olabiliyor , ne de onları aykırı etkilerden koruyabiliyoruz. Onlar medyanın , internetin , oyun salonlarının kısaca oluşan sanal atmosferin içerisinde yaşamaktalar.
Sizlere bu sözlerim biraz karamsar bir tabloymuş gibi gelebilir. Lakin gerçekleri göremez ve konuşamazsak sonuçlar bizi daha da üzecektir.Bu noktada bana “Sayın Öğretmenim :Toplum olarak eleştiriyor fakat az çare üretiyoruz” derseniz çok da yanlış olmaz herhalde.
Tarihi sürece şöyle bir baktığımızda İlkçağ , Ortaçağ , Yakınçağ’ın yüzlerce yılı kapsadığını göreceksiniz.Biraz daha yakına Sanayi çağı , Uzay çağı , Bilgi ve Enformasyon çağına ( İletişim çağı ) geldiğimizde ise çağların yüzyıllardan onlu-yirmili yıllara indiğini göreceksiniz.Çağların kısalması süreçlerin hızla değişmesinden kaynaklanmaktadır.
Bilgi ve teknolojiye hakim üretken ülkeler diğer ulusların toplumsal şekillenmesini de kolaylıkla elinde tutabilmektedir. Bilgi kirliliği had safhaya ulaşmış durumdadır. Bugün inandığı bir değer yargısı ile yatan bir şahıs sabah kalktığında kendini farklı, değişmiş binlerce bilginin içerisinde kuşatılmış bulabilmektedir. Tam da burada Allah Resulünün “Öyle bir çağ gelecek ki insanlar imanlı yatıp imansız kalkacaklar.” sözünü duyar gibiyim.
Öyleyse ne yapmalıyız kısmında haddim olmayarak fikirlerimi beyan etmek istiyorum :
Öncelikle çocuklarımızın kişiliklerine önem vermeliyiz.Onların birer değer olduğunu unutmamalıyız.Onları sağlam kültür yapısıyla donatmalıyız.Milletimizin tarihi sürecini iyi anlatmalı ,Ulu önderimizin dediği muasır medeniyet seviyesininde ötesine geçmek için çalışmanın her Türk çocuğunun görevi olduğu bilincini yerleştirmeliyiz.Gerçek milliyetçiliğin ülkemize hizmet ve fedakarlıkla olabileceğini kavratmalıyız. Ülkemize bilimsel, teknolojik ve sanatsal katkı sağlayan her vatan evladının kendi çapında birer kahraman olduğunu da belirtmeliyiz. Çocukları ve gençleri medyanın olumsuz etkilerine karşı korumalıyız. Sağlam bir inanç akidesi ile donatmalıyız.
Unutmayalım ki işe önce kendi özeleştirimizden başlamalıyız. Çünkü her birey kendinden sorumludur. Kendi nefsini terbiye edemeyen insan başkasını ;
kendi kapısının önünü süpürmeyen ev sahibi de belediyeden sürekli şikayet etmesin.
Güçlü olmanın yolu gücü hedefe odaklamaktan geçer. Yoksa toplum olarak kültürel boşlukta savrulup gideriz. Bilinçsiz milletler zamanla bütün kültürel özelliklerini kaybedecek ve tarih sahnesinden silinecektir. Çünkü onlar başıboş güruh olarak kalacaklardır.
Önümüze çıkan çağı yakalama fırsatını kaçırmayalım. Son noktayı koymadan yazıma anlamına uygun bir fıkra ile renk katayım:
Sallanarak yürümekte olan sarhoşun biri önüne çıkan bir teneke parçasına tekme atar. İçerisinde bir Cin çıkarak
-Emrindeyim dile benden ne dilersen , der.
Sarhoş olayı aymayarak:
-Özür dilerim , der.
Tarih karşısında özür dilememek için lütfen ayılalım.
İbrahim AKEKMEKCİ
Eğitimci