www.recepsen.com


 

Anasayfa

Şiirlerim

Yazılarım

 Eğitim

 Kütüphane

Tarih

Edebiyat

 Eğlence

Çocuklarımız

Misafir kalemler

 Karadeniz'in İncisi:Bafra

Hayat Hikâyeleri

 Gazeteler Ve Haberler

 Fotoğraflar

 Görüşlerinizi Yazın

Site Duyuruları

 İletişim

web stats

 

 

 

 

 

 

 

FIKRALAR

ZENGİNLİK HAYALİ
Nasreddin Hoca Merhum bir gün aklına zengin olmayı koymuş. Durumu karısına anlatmış. Baş başa verip nasıl zengin olacaklarını düşünmeye başlamışlar. Hoca ahırdaki eşeğinin lüzumsuz olduğuna karar vermiş. Ertesi sabah satmak üzere eşeği pazara götürüp ,   açık arttırmaya sokmuş .Herkes bir fiyat vermeye başlamış. Nasreddin Hoca verilen fiyatları beğenmeyince fiyatı kendi yükseltmeye başlamış. Sonun da eşek kendi üzerine kalmış. Sevinçle eve dönüp eşeği ahıra bağlamış.Durumu gören karısı :
-Efendi ! Eşeği neden geri getirdin , satamadın mı yoksa? Diye sormuş.hoca Merhum:
-Satıyordum baktım ki pek ucuza gidecek kıymetini arttırmaya başladım.Sonunda benim üzerime kaldı.Ben de getirip ahıra bağladım.Nasıl karlı bir iş yapmış mıyım? Demiş.Karısı:
-Aman hocam iyi yapmışsın yapmasına da bir de beni dinle.Bir güzel iş çevirdim ki sorma gitsin:
Kapıdan yoğurtçu geçiyordu.Yoğurt almak için bir kap verdim.Baktım adam darasını almadan yoğurdu dolduruyor.Ben de çaktırmadan kolumdan bileziği çıkardığım gibi terazinin öbür kefesine koydum.Hiç farkına varmadı.Gerçi bileziğimde yoğurtçu ile gitti ama eksik yoğurt vermesine engel oldum, deyince Hoca gülmüş ve:
-İyi iyi hanım hadi bakalım sen içerden ben dışardan şu evi bir güzel çekip çevireceğiz galiba demiş.
AYVA İNCİR FARKI
Nasreddin Hoca birgün Timurlengi ziyarete karar verir.
Giderken yanına hediye olarak bir sepet ayva alır.Fakat hoca yolda ayva yerine incirin daha iyi hediye olacağına karar verir ve dönüp ayvaları boşaltır onların yerine sepeti incir doldurur. Padişah Timur 'a hocanın kendisine hediye getirdiği ve huzura kabul edilmesini istediği bildirilir. Hoca incirleri görünce çok kızar ve incirleri tek tek hocanın kafasına vurur.Fakat hoca acıdan bağıracağına Allaha şükreder. Şaşıran Padişah sebebini sorar:
Hoca :
--Padişahım ya ayvaları getirseydim halim ne olurdu der...
AT NALI
At nalının insanlara uğur getirdiğine inanan biri, Hoca’ya sormuş:
- “Hocam, at nalı insana uğur getirirmiş, evin kapısına assak günah olur mu?” Böyle hurafelerin dine aykırı olduğunu her zaman anlatan hoca, bu sefer farklı bir yöntemle cevap vermiş:
- “Eğer uğur getiriyorsa, asabilirsin. Ama bence getirmez. Çünkü atlarda bir değil, dört nal olmasına rağmen şimdiye kadar bir faydası olduğunu görmedim aksine akşama kadar yediği kamçının, taşıdığı yükün ve koşturulduğu yolun hesabı yoktur.”
Hoca İle Hakim
Hoca, Sivrihisar'da hatip iken, Hakim ile kavga eder, nasılsa hakim döşeğinde ölümle pençeleşmektedir. Hocaya:
- "Gel, telkin ver", derler. O da:
- "Başka bir hoca bulun, o benimle kavgalıdır, sözümü tutmaz!"
ÜÇÜMÜZ SIĞAMADIK
Nasreddin Hocanın bir gün karısı ölmüş.
Bir ay sonra kocası ölmüş dul bir kadınla evlenmiş. Evlendiği kadın Hoca'ya sürekli eski kocasını anlatıyormuş.
Yine bir gün yatakta kocasını anlatıyordu.
 İşte benim kocam şöyle yapardı, böyle yapardı...
Hoca sinirlenmiş ve kadına bir tekme atmış ve kadın yere düşmüş. Kadın sormuş:
-Aman Hoca niye attın beni. Hoca’nında cevabı hazır:
- "Eee yatakta bi sen yatıyosun bi ben bi de eski kocan üçümüz sığamadık sende.
BENİM KARNEM DEĞİL Kİ…
Baba, ortaokul üçüncü sınıfa giden oğlunun elinde karneyle salona girdiğini görür. "Allah allah, dönem ne çabuk bitmiş..." diye düşünür ve oğluna seslenir:
-"Getir bakayım şu karneyi!"
-"Al baba..."
Adam karneye bir bakar ki, beden eğitimi ve resim dışındaki tüm dersler zayıf.
-"Bir dediğini iki etmiyoruz, bilgisayar dedin, bilgisayar aldık, ingilizce kursu dedin ingilizce kursuna gönderdik, gitar kursu, müzik aletleri, ne istersen yapıyoruz. Kız arkadaş uğruna harcadığın çiçek parasının haddi hesabı yok. Ne bu notların hali, rezil şey!"
-"Baba... O benim karnem değil ki, senin kitaplarını karıştırıyordum, birinin arasında karnelerinden birini bulmuştum..."
HOCA VE EŞEĞİ
Nasrettin hocanın eşeği ölmüş. Kapının önüne oturup ağlamaya başlamış.komşu gelip sormuş?
komşu:
-Hoca karın öldüğünde bu kadar ağlamamıştın. eşeğe niye ağlıyorsun?demiş.
Hoca:
-Karım öldüğünde yenisini bulursun demiştiniz,ama eşek ölünce yenisini bulursun demediniz,demiş.
TEMEL VE ÖLÜM
Azrail Temel’in canını almak için gelir. Temel'se Azrail'den kurtulmak için hemen bir çare bulur.
İşaret parmağını ağzına sokar ve "aguk guguk" sesleri çıkartarak bebek taklidi yapar.
Azrail durumu anlayıp Temel’in oyununu bozmak istemez ve gider.
Azrail ertesi gün Temel’i almak için geldiğinde Temel’in kendisine bir emzik bile aldığını ve yerlerde emeklediğini görür ve Temel’e seslenir:
- Temel, gel attaaaa gideceğiz...
EVİN SAHİBİYİM DE…
Hoca, bir gece gürültüyle uyanmış.Bakmış, bir hırsız eşyaları topluyor.Adamdan korkmuş.Sesini çıkartmamış.Ama peşine de düşmüş.Az sonra, durumu farkeden hırsız, kızgınlıkla sormuş:- Beni neden takipediyorsun bakayım?Hoca, sakin, pişkin yanıtlamış.- Taşıdığın evin sahibiyim de.
PARANIN SESİNİ ALIRSIN
Birgün bir fakir bir adam elinde sağdece kuru bir ekmekle yürürken bir lokanta görmüş çook güzel yemekler pişiyormuş.Adam dayanamayıp ekmeğini yemeğin buharına tutup tutup yiyormuş bunu
aşçı görmüş demişki;
AŞÇI: -Burda ne yapıyorsun.
ADAM: -Yemekler çok güzeldi bende ekmeğmi buharına tutuyordum.
AŞÇI: -O zaman parasını ver!!!
ADAM: -Ben birşey yapmadımki sadece ekmeğimi buharına tutup yedim.
AŞÇI: -O zaman kadıya gideceğiz.
Demiş;
Adamla aşçı gitmişler kadıya. aşçı kadıya söylemiş kadı(hoca) aşçıya yakalaş demiş aşçı hemen yanına gitmiş hoca içi para dolu kese çıkarmış hoca aşçıya kulağını yaklaştır demiş. aşçı yaklaştırmış hoca keseyi biraz sallamış aşçı sormuş hocam siz bana vermedinizki demiş. Hoca eeee o senin yemeğinin buharını almış sende paranın sesini alırsın demiş...
TOKAT
 Bir Yüzbaşı ile emir eri bir trende yolculuk ediyorlar. Aynı kompartmanda çok alımlı bir kız ile annesi de var. Başka kimse yok. Bu iki grup birbirlerini tanımasa da yolculuk sırasında tanışırız diye çok yakın oturmuşlar. Derken tren bir tünele giriyor, ortalık kararıyor. Bir öpücük sesi ve ardından -şırraaak- çok şiddetli bir şamar sesi duyuluyor. Tren tünelden çıkıyor. Herkes şaşkın ne oldu diye birbirine bakıyor.
Genç kız düşünüyor; (Benim yerime annemi öperlerse, işte böyle şamarı yerler..)
 Kızın annesi düşünüyor; (Helal benim kıza, öpüldü ama, hemen şamarı yapıştırdı..)
 Yüzbaşı düşünüyor; (Ulan asker kızı öptü, şamarı ben yedim...)
 Asker gülümsüyor; (İntikamımı aldım daa. Havaya bir öpücük yüzbaşıya bir şamar!!)
KİRLİ SULARDAN DOLAYI     
Öğretmen Hayat Bilgisi dersinde bulutların yeryüzündeki suların buharlaşmasından oluştuğunu uzun uzun anlattıktan sonra ön sıralarda oturan öğrencilerden birine şu soruyu sordu :
-Söyle bakalım oğlum, kara bulutlar neden olur?
 Çocuk düşündü , yutkundu, bir şey diyemedi.Onun yanında oturan küçük kız çocuğu parmak kaldırarak şu cevabı verdi :
 -Kirli sulardan olur öğretmenim!..
RESİM
Leyla, ağacın altına oturmuş resim yapıyordu.Babası kızın elindeki bomboş kağıdı görünce sordu :
-Leyla, ne resmi yapıyorsun bakayım?
-Çimenlikte bir keçi resmi.
-Çimenler nerede?
-Keçi hepsini yedi.
-Ya keçi?...
-Yiyecek bir şey kalmayınca o da gitti.
HALA YANIYORDU
Temel Askere gidiyor . Askerden döndüğünde yolda Dursunu görüyor.
- Temel : Dursun Babam neriyedu?
- Dursun: Temel Baban Öldüü.
- Temel : vah vahhh. Mezari neerde?
- Dursun: Tabutla götürürlerken suya düstü kayboldu
- Temel:Annem nerde peki Dursun?
- Dursun: Annende babamın ölümünden sonra hep ağlıya ağlıya öldü
- Temel: ula Dursun desene söndü ocağım
- Dursun: Yok ben giderken hala eviniz yaniyordu.
KAYNANAMI GÖMDÜK!
Temel bir gün kahveye girmiş. Üstü başı yırtıkmış. Ne oldu diye sormuşlar.
-Temel: "Kaynanamı gömdük."diye cevap vermiş.
- Kahvedekiler: "İyi de bu halin ne?"
-Temel: "Biraz direndi de."
ŞAKA
Bir gün Temel balığa çıkar.İyi bir avdan sonra bir tekne balık tutar.Birden hava patlar ve çok büyük bir fırtına çıkar.Temel duva etmeye başlar. Tanrım beni bu fırtınadan kurtarırsan bütün bu balıkları fakirlere dağıtacağım der içinden. Hava bir zaman sonra düzelir. Temel evine dönmeye başlar. Birtaraftanda balıklara bakar ve içinden bu balıklar fazla, yarısını dağıtsam olur der.Biraz daha sonra balıklara tekrar bakar ve bu balıkların yarısıda çok fazla ben bunların çeyreğini dağıtsam olur der.Biraz daha zaman geçer Temel tekrar balıklara bakar. Tam o sırada hava tekrar bozulur.Temel kafasını gök yüzüne diker ve şöyle der."Haçen sen de şakadan hiç anlamiyusun."

ANCAK YETİŞİRİM
Hoca , cüppeyi giyinmiş , sarığı sarınmış Karakaçan'a binmiş. Yolda bir ahbabı :
- Hayrola Hoca'm demiş , nereye böyle ?
- Cuma'ya gidiyorum
- Nasıl olur Hoca'm , bugun salı!
Hoca Karakaçan'ı gösterip :
- Bu emektarın işi belli olmaz demiş , ancak yetişirim.
KAÇAN UYKU
Nasrettin Hoca, gece kuşu olmamış ama biraz da ona benzemiş. Anlayacağınız sevgili Hoca'mızı uyku tutmaz olmuş. Bu kadarı iyi de Akşehir'in o daracık sokaklarında bir o yana bir bu yana hayalet gibi dolaşmasına ne demeli?
Yine böyle bir gün, gecenin bir yarısı sokakta subaşıyla burun buruna gelmezler mi? Subaşı meraklı gözlerle Hoca'yı iyice tanıyana kadar süzdükten sonra:
— Hoca demiş, bu saatte ne arıyorsun? Hoca ne güzel söylemiş:
- Uykum kaçtı da onu!
KARLA EKMEK
Hoca'ya, iki geveze Akşehirli:
— Efendi, demişler, senin gibi büyük adamların mutlaka bir icadi olur. Sen neyi icat ettin?
Madana süküt gibi cevap olmaz ama, bunlar başka. Mutlaka bir şey demeli:
— Karla ekmek yemeyi icat ettim ama demiş Hoca, ben de pek beğenmedim!
SENİN ÖLDÜĞÜN YETER
Hoca'yı bir ahbabı iftara davet etmiş. Sofra tamam kurulmuş, kulaklar ezanda iken ortaya iftar aşı konmuş. Ev sahibi kepçe gibi bir kaşık alırken, Hoca'ya da çay kaşığına yakın bir kaşık vermişler. Ezan okunur okunmaz ev sahibi o kocaman kaşıkla peş peşe iftar aşını cennetlik mideye indiriyor, her seferinde "Oh, öldüm!" diyormuş.
Hoca bakmış olacak gibi değil; yemek bitti bitecek, bitmese bile bu küçücük kaşıkla sahura kadar yese iftarı edemeyecek. Sonunda dayanamayıp o kocaman kaşığı adamın elinden kaptığı gibi yemeğe daldırmış:
— Senin öldüğün yeter, biraz da ben öleyim!

HER HAKKI SAKLIDIR I ŞUBAT 2008 DÜZENLEME:RECEP ŞEN I E-POSTAMIZ: recepsen@recepsen.com