BAFRA’DA GEZİLİP GÖRÜLEBİLECEK YER VE ESERLER
İKİZTEPE HÖYÜĞÜ
Samsun İli, Bafra İlçesi'nin 7 km. kuzey-batısındaki İkiztepe Köyü sınırları içerisinde yer alan höyük dört yükseltiden oluşmaktadır. Yaklaşık olarak 375 x 175 m. ebadında bir alanı kaplamaktadır.
Bu höyükte sistemli kazılara Prof. Dr. U. Bahadır Alkım tarafından 1974 yılında başlanmış olup, 1981 yılından beri de İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Önder Bilgi başkanlığında devam edilmektedir.
Tepe I ve Tepe II'de ana toprağa kadar inilmiştir. Araştırmalar sonucu Tepe I'de İlk Tunç Çağı I ve II ile Geçiş Çağı (Hitit Öncesi) kültürleri tespit edilmiş, ayrıca İlk Tunç Çağı III'e tarihlenen bir nekropolün varlığı anlaşılmıştır. Tepe II'de ise İlk Tunç Çağı I ve II ile Kalkolotik Çağ kültür kalıntıları gün ışığına çıkarılmıştır. Tepe III ve IV'de yapılan küçük sondajlar sonunda bu bölgede İlk Tunç Çağı III kültürünün yaygın olduğu anlaşılmıştır. Tepe I'de İkiztepe'nin son kültür katında tümülüs tipi 2 odalı ve dromoslu bir anıt mezar yer almaktadır. Kesme taşlardan inşa edilmiş olan mezarın dromosunda (koridorunda) ele geçirilen ve İstanbul'da Trakya Kralı Lysimakhos (İ.Ö. 306-281) adına basılmış altın sikkeden bu mezarın Hellenistik Çağa ait olduğu anlaşılmıştır.
1989 yılı kazı sezonunda ortaya çıkarılan iyi korunmuş seramik fırını oldukça ilgi çekmektedir. Kazılarda taş veya kerpiç temellere veya duvarlara rastlanmamasından İkiztepe'de yapıların ahşaptan inşa edilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
İkiztepe örenyerinde yapılan arkeolojik kazılarda açığa çıkarılan eserler Samsun Müzesi'nde bulunmaktadır.
Etiler
Kızılırmağın geniş kıvrımı içinde kurulmuş, Hattuşaş’ı (Boğazköy’ü) başkent yapmış ve M.Ö. 3000,2000 ile 1000 yıllarında hüküm sürmüş bir kavimdir. Hititleri Karadenize bağlayan karayolu Havza-Ilıca-Demiryurt-Çakıralan ve Kapıkaya üzerinden Bafra’ ya, buradan sahile ılaşır. Kayseri-Kültepe ve Çorum - Boğazköy ’de yazpılan arkeolojik kazı çalışmaları sırasında elde edilen bilgilerde hem deniz kenarında hemde Marasantiya (Karadeniz) kenarında yeraldığı anlaşılan Zalpuwa (Zalpa) kentinden bahsedilmektedir. Bu şehir Bafra ilçesinin 7 km kuzeybatısında yeralan İkiztepe mevkii olabileceği ağırlık kazanmıştır.
Hacı Baba Tepesi Hüyüğü
Bafra’nın 7 km güneybatısında ELDAVUT köyünün Hıdırellez mahallesinin 1 km. güneyinde Kızılırmak havzasına hakim tabii bir yükseklik üzerinde oluşan hüyük yerleşmesidir. Eski Bronz Devri Hitit kültürünün izlerini taşımaktadır. Hüyüğün tepesinin hemen batı bitişiğinde bir de tümülüs vardır.
Beylik Köy Hüyüğü
Tepecik köyü sınırları içinde yer alan bir hüyük yerleşme merkezidir. Eteğinde bir pınar bulunmaktadır. M.Ö 3.000, 2.000 ve 1.000 yıllarına ait eserlere, bu arada Friglere ait boyalı çanak - çömlek parçaları bulunur
Böğürtlen Hüyüğü
Bafra’ nın Komşupınar köyüne bağlı bir mahalle ismi ve eski bir yerleşme merkezidir. Genç-Antik çağına ait birçok esere rastlanmıştır
Cevizlik Hüyüğü
Bafra’ nın İkizpınar (Ayazma) Beldesi sınırları içinde kalan eski yerleşme merkezleridir. Buralarda Genç - Antik çağa ait kalıntılar bulunmuştur. Gene aynı Köyün Bakırdere mahallesinde de aynı devre ait eserlere rastlanmıştır.
Elmalık Tepe Hüyüğü
Bafra’nın 15 km. güneybatısındaki Türkköyü’ nün ilamdere mahallesinde bulunan ve yüksekliği 29-50 metre olan bir hüyük yerleşmesidir. Eski Bronz ve Hitit devrine ait malzemeler ve izler bulunmuştur.
Katırdamı Hüyüğü
Bafra’ nın Kamberli köyü yakınında yer alan ve M.Ö. 3000 ve 2000 yıllarının Roma kültürü izlerine rastlanan bir merkezdir. Gene aynı kesimde, "Gavurun yeni" ismi verilen ve de Genç-Antik çağının izini taşıyan bir yerleşme merkezine daha rastlanmıştır.
Kelbeş Tepe Hüyüğü
Bafra’nın 4 km. kadar güney doğusunda ve Dededağı köyünün batı yakasındadır. Eski Bronz 1, Eski Bronz II. ile Hitit ve Roma kültürü izlerine rastlanmıştır.
Bafra Sahilleri: Samsun’a 51 km uzaklıkta olan ilçenin sahilleri de geniş kumsallarla kaplı doğal plajlara sahiptir.
Deniz Feneri
Kıyıların tehlikeli yerlerine, tehlikeli sığlıklara ve kayalıklara, gemilere yol göstermek amacıyla yerleştirilen kuledir.
Bugünkü deniz fenerin yerini Bir fransız, bir Macar ve Alemdar Zadelerden Kancıoğlu Recep (Özkan)’ dan müteşekkil heyet başkanlığında bir grup belirlemiştir. Çalışmalara 1922 yılında başlayıp 1923 yılının Nisan ayında bitmiştir. Halen Aktif olarak çalışmaktadır.
Balık Gölleri
Türkiyenin en nefis sazan balıklarının çıktığı göllerdir. Kızılırmak deltası üzerinde yer alan Balık göller 33 parçadan oluşur. Özellikle Yeşilyazı, Koşuköyü, Emenli, Harız ve 19 Mayıs’ a bağlı Yörükler beldesi içinde yer alan Balık gölleri yaklaşık 980 hektarlık bir alanı kaplar. Uzungöl, Ulugöl, Tatlıgöl, Kıcıgöl, Ayangöl, Cernekgölü, Limongölü, Sülüklügöl, Kahırlıgöl, Bataklıgöl, Karaboğazgölü başlıca isim yapmış olanlarıdır
Bafra Asarkale ve Kaya Mezarları
Bafra İlçesi'nin 30 km. güneybatısında, Kızılırmak Vadisi içerisinde ve Altınkaya Barajı yakınındadır. Asarkale, Hellenistik Çağa ait olup savunma (korunma) amacıyla yapılmıştır. Anakayaya oyularak yapılmış (3) adet mezarın da aynı döneme ait olduğu sanılmaktadır.
Kapı Kaya Kalıntısı
Bafra’ nın 32 km. uzaklığındaki, adını söz konusu kayadan alan Kapıkaya köyü hudutları içindedir. Kızılırmak nehrinin doğusunda Asar kalesi ve gözetleme odalarının karşı tarafındadır.
Yüksek tepenin üzerindeki 5x4 m ebadında olan kapı şeklini nasıl meydana geldiği hakkında kesin bir bilgi yoktur. Bir rivayete göre burada; eski dönemlerde suçluların asıldığı ve gelene geçene ibret olsun diye o vaziyette bir kaç gün bekletildiği, söylenmektedir.
Çeşmeler
Osmanlı Döneminde ve Cumhuriyet kurulduktan sonra 1960’ lı yılların başına kadar çeşmelerin büyük önemi vardı. Zira o zamanlarda bugunkü evlerimize kadar giren su sistemi yoktu. Herkez içme suyunu mahalle ve sokaklarda inşa edilen çeşmelerden temin ederdi. Çeşme yaptırmak en önemli hayır işlerinden sayılıyordu. Bugün ilçemizde bu çeşmelerden bir kaç tanesi kalmıştır. Bunlar Cumhuriyet meydanındaki Ali Bey çeşmesi, Büyük cami mah. Mescit Çeşmesi, Hastane önündeki Taçlı çeşme, Tabakhane Mah. Hüseyin saral’ ın kahvesinin önündeki Taşlı Çeşme ve İshaklı mahallesindeki Aynalı Çeşmedir.
Kadı Çeşmesi
Tekel Caddesi, Alaçam caddesi ve Bulvar yolunun kesiştiği yerde, iki cadde kıyısında kalan bir binaya bitişiktir. Rumi 1194 (Miladi 1778) yılında Sahib-ül Hayrat Kadı Ali Efendi tarafından yaptırılmıştır. Sade bir yapı stili olmasına rağmen, rivayetleriyle meşhur olmuş bir çeşmedir. Buradan su içene uğur getirdiğine, Bafra’ yı çok sevip, ayrılamayacağına inanılır.
Ali Bey Çeşmesi
Bafra’ nın en eski çeşmesidir. Cumhuriyet Meydanında Kaymakamlık binasına ait bahçenin bitişiğindedir.
Sütun başları motiflerle süslü olup, Gotik tarzını andırmaktadır. Rumi 1167 (Milad,i 1751)’ de yapılmıştır.
Gerek Kaymakamlık , gerekse Cumhuriyet Meydanına bakan yüzünde Lale Devrini andıran birer kitabe vardır.
Yeniden Restore Edilmiştir.
Bedesten
Tekel Caddesi ile 100.Yıl bulvarı’ nın kesiştiği yerin sol tarafında kalan yerleşim adasıdır. Kemerli girişleri olan tarihi mimari bugün oldukça bozulmuştur. Halen Bedesten içinde özellikle kuyumcu, saatçi, balıkçı ve kasaplık yapan esnaflar bulunmaktadır. Osmanlı tarafından 17. yüzyılda yaptırılmıştır.
Camiler
Tayyar Pasa Cami (1869), Çarsi Cami(1865), Nuri Ibrahim Cami (1887), Seyhören Türbesi.
Büyük Camii (Cami-i Kebir)
İlçenin en eski tarihi eserlerindendir. Evliya Çelebi ’nin 300 yıl önceleri yazdığı meşhur SEYAHATNAME’ sinde bahsettiği iki Cami den birisidir. Önceleri zamanında Bafra Beyi , İsfendiyaroğulları ’na mensup EMİR - MİRZA tarafından, merkez de toplanan halkın ibadetini ifa edebilmesi için ahşap olarak yaptırılmıştır.
Bugunkü camiin ise, üzerindeki kitabede Rumi 1086 yılında (Miladi 1670) Ayşe Hatun tarafından yaptırıldığı ifade edilmektedir. Ayşe Hatun ise Osmanlı Devlet adamı Köprülü Mehmet Paşa’ nın kızıdır.
Bitişiğindeki kabristanlıkta 100-150 yıl kadar önce ölmüş, meşhur alimlerden bazılarının mezarları bulunmaktadır.
Hamamlar:
Şifa Hamami (17.yy); Uzun hamam Bedesten; 17.yy da yapildigi sanilmaktadir.
Çetinkaya Köprüsü
Cumhuriyetimizin ilk ve büyük eserlerinden başlıcasıdır.
Kızılırmak üzerinde karşıdan karşıya geçiş 1937’ den önceki devirlerde 650m uzunluğundaki ahşap bir köprü ile sağlanıyordu. Bu köprü çok ilkel bir yapıda olduğu için tehlike arz ediyordu.
Bunu iyi bilen Zamanın belediye başkanı Zihni Lokman ve bazı ilgililer yeni bir betonarme köprü yapımı için Ankara nezninde teşebbüse geçtiler.
Sürekli irtibat sonuç verdi ve zamanın Ulaştırma bakanı Merhum Ali Çetinkaya yeni Köprünün yapımı ile bizzat ilgilendi.
Nihayet 1937 yılı Kasım ayının 4.günü köprü hizmete açıldı.Nafia (Ulaştırma) bakınına izafeten Ali ÇETİNKAYA köprüsü oldu. Köprü 7 Kemerli olup 250 m uzunluğundadır.
Emir Efendi Türbesi
Bafra itfaiye’ sinin ilerisinde Bafra - Samsun münibüs garajın önünde bulunan bu türbe çok eski bir türbedir ve Bafra Belediyesi tarafında 1995 yılında tekrar restore edilmiştir. Galip geçler, çocuğu olmayanlar, kısmeti kapalı olanlar burada adak keser, dua ederler. Emirfendi hakkında bilgi olarak yatırım yanındaki selvi ağacının yaşı yatırım ölümüne eşit oluğu söylenmekte.
Emir-Mirza Bey Türbesi
Bu türbe, Bafra ’nın 5 km. uzağında olan ve adını adı geçen tarihi yapıya izafeten alan Türbe Köyündedir.
Bina moloz taşından harçla yapılmıştır, üzer, çadır gibi sivri bir kubbe ile örtülmüştür. Kapının üzerindeki kitaben 1381 yılında (Hicri-783) yapıldığı anlaşılmaktadır. Gene aynı yazıda burada yatanların taun (veba) hastalığından öldükleri anlaşılmaktadır. Bir kısım lahidlerin (mezarların) üzerindeki ölüm tarihlerinin aynı olması da bunu teyid etmektedir. Lahidler Selçuk tarzında yapılmıştır. Bir kısmının gövdelerine ayetler yazılmış, şahidelerin de isimleriyle ölüm tarihleri tespit olunmuştur.
Türbe Umumi haliyle bir aile kabristanlığı görünüşünde olup, 600 sene kadar önce zamanın Bafra Beyi Selçuklular sülalesinden gelen isfendiyaroğullarına mensup Emir-Mirza tarafından yaptırılmıştır.
Hızır Bey Türbesi
Bafra’ ya 2 km uzaklıkta bulunan Çetinkaya beldesinin güneybatısında kalan Kümbet Tepe mevkiinde yer alır. Bu yüzden Kümbet Dede olarak da anılır. İçinde, eski Bafra Beylerinden Candaroğlu İsfendiyar Bey’ in oğullarından Hızır Bey yaztmaktadır. Fakat mezarı, gömü arayan birtakım kişiler tarafından tamamen oyulmuş ve tahrip edilmiştir.
GEZİ VE MESİRE YERLERİ:
Kızılırmak Deltası:
Bafra'nın doğusundan batısına 60 km'lik bir kıyı şeridine sahiptir. Bu deltada balık gölleri, kıyı kumulları, çorak adalar, kuru ve su basar çayırlar, sazlıklar, çamur düzlükleri ve tarım alanları yeralır. Kızılırmak Deltası uzun yıllardan beri kuş varlığı açısından son derece önemli bir yer olarak bilinmektedir. Deltanın sahilleri denize girmek ve güneşten yararlanmak isteyeler için idealdir.
Balık Gölleri:
İlçenin 20 km kuzey batısında Kızılırmak'ın iki yakasında yeralırlar. Bu göller irili ufaklı 33 parçadan oluşur. Göllerden bazıları; Karaboğaz Gölü, Balık Gölü, Liman Gölü, Dut dibi Gölü, Uzungöl, Hayırlı Göl, İnce Göl, Çernek Gölü, Tombul Göldür. Çevresi sazlık ve bataklık olan bu bölge, kuş gözlemciliği açısından dört mevsim çok önemli bir potansiyele sahiptir. Bu bölgemiz ülkemizin en önemli sulak alan eko-sistemlerinden birini oluşturur.
Baraj Gölleri:
Altınkaya ve Derbent Barajlarının gölleri ve çevresindeki ağaçlık alanlar Bafra'nın görülmeye değer köşelerindendir. Piknik yapmak ve dinlenmek amacıyla gidilecek yerler olması yanında; oltayla veya ağlı balık avlamak içinde uygun mekanlardır.
BİR DOĞA HARİKASI: KIZILIRMAK DELTASI
Bafra'nın doğusundan batısına 60 km'lik bir kıyı şeridine sahiptir. Bu deltada balık gölleri, kıyı kumulları, çorak adalar, kuru ve su basar çayırlar, sazlıklar, çamur düzlükleri ve tarım alanları yeralır. Kızılırmak Deltası uzun yıllardan beri kuş varlığı açısından son derece önemli bir yer olarak bilinmektedir. Deltanın sahilleri denize girmek ve güneşten yararlanmak isteyeler için idealdir.
Bafra, Alaçam ve Ondokuzmayıs ilçelerinin sınırları içerisinde yer almaktadır. Alan deniz kıyısında olup 25’e yakın irili ufaklı göl içermektedir. Cernek, Liman, Uzungöl, Gıcı, ve Balık gölü en önemli gölleridir. Alan tarım alanları, kumul, sulak alan, çayır, sazlık ve galeri ormanlarından oluşur.
Türkiye’nin en önemli kuş alanlarından birisidir. Dünya ölçeğinde nesli tehlikede olan kuş türlerinden tepeli pelikan, dik kuyruk, bıldırcın kılavuzu gibi türler bölgede gözlemlenebilir. Göç döneminde aladoğan, arı şahini, balık kartalı, kara çaylak, çayır delicesi ve bozkır delicesi gibi yırtıcılara da rastlanmaktadır. Bunun yanında büyük su çulluğu, sürmeli kumkuşu, sürmeli kervançulluğu ve sarı bacaklı düdükçün de göç döneminde görülebilmektedir. Kışlayan türler arasında uludoğan, gökdoğan, paçalı şahin, kızıl gerdanlı dalgıç, sakarca kazı, kılkuyruk gibi türler sayılabilir. Ayrıca alanda raslantısal olarak hazar cılıbıtı, sürmeli kızkuşu, büyük tarakdiş, korsan martı ve kuzey çıvgını gözlenmiştir. Bölgede üreyen kuş türleri ise 140 'tır. Bunlar arasında da Deniz Kartalı, Tepeli Pelikan ile sayıları Batı Avrupada azalmakta olan Kara Leylek, Leylek, Turna ile Balıkçıl, Ördek Yağmurcan ve ötücü kuş Passeriformes bulunmaktadır. Sulak alanda kış boyunca her yıl en az 100.000 su kuşunun barındığı sanılmaktadır.
Türkiye' de 420 kuş türü bulunmaktadır. Bunların 316 türü Bafra' da burada barınmakta veya konaklamaktadır. Bunların arasında Büyük Deniz Düdükçünü, Kuzey İncirkuşu, Küçük Kirazkuşu, ve Ak kiraz kuşu son 20 yılda sadece Kızılırmak Deltasında görülmüştür. Nesli Tehlikede Olup "Bafra Kuş Cenneti" nde görülen diğer kuş türlerinden bazıları da şunlardır; Tepeli Pelikan, Cüce Karabatak, Alboyunlu Kaz, Dikkuyruk, Şah Kartal, Deniz Kartalı, Küçük Kerkenez, Tarda.
Bafra’dan Doğanca’ ya(13km) Bafra stadının yanından dolmuş bulunabilir. Dolmuş sabah ve akşama yakın saatlerde seyrek olarak kalkmaktadır. Ancak Doğanca’ dan deltaya(9km) araç bulmak güçtür. Öte yandan bu yol gözlem yapılarak da değerlendirilebilir.
Cernek gölü için(koruma alanı) en yakın yerleşim birimi alana 9km uzaklıktaki Doğanca Beldesi’dir. Alanın bulunduğu yer kamp için uygundur. Fakat sürü hayvanlarına( mandalar, atlar, develer, sığırlar)ve tilki, çakal(şanslıysanız) gibi hayvanlara da dikkat etmek gerekir. Gölün kıyısında balıkçı kooperatifine ait 3 katlı bir bina vardır. Gıda ihtiyacı Bafra’dan karşılanabileceği gibi Doğanca’ dan da kısmen karşılanabilir. İsteyenler özel mönü olarak Doğanca’ dan manda yoğurdu alabilirler.
Sevgili dostlar yıllardır ayağımızın dibindeki bu doğal cennetin farkına varamadık. Böyle bir doğal potansiyele sahip olan Baframız bu imkanlarını değerlendirmelidir. Bu doğa cennetini koruma konusunda hepimiz duyarlı olmalıyız (Recep ŞEN)
