Dört bir yanı gören gözüm,
Taze ıslak yaşın var mı?
Katı taşa dönmüş özüm,
Eritecek yaşın var mı?
Uzak düştüm semt-i yardan,
Gönül inler ahu zardan,
Sevgi denen pak pınardan,
Dökülecek yaşın var mı?
Gül ağlarsa dal ağlarmış,
Öz ağlarsa göz ağlarmış,
Utancından söz ağlarmış,
Ağlayacak yaşın var mı?
Aşk deyince sorulacak,
Baş köşeye konulacak,
Dest-i yâre sunulacak,
Hediyelik yaşın var mı?
(Recep ŞEN)